nonform.ai
Akademi

Cam Balkonda Ölçü Sorumluluğu: Hata Çıkarsa Kim Öder?

8 dk okuma

Ölçü yanlış çıkarsa bedeli, sözleşmedeki tek cümle değil, keşif günü doldurulan kâğıdın içeriği belirler; Dört Hane Kuralı bu kâğıdı sıraya sokar: kim hanesi ölçüyü alanı ve tarihi, ne hanesi ölçülen noktaları, sapma hanesi yapıda görülen aykırılıkları, sonuç hanesi ise yeniden üretim bedelinin kime ait olduğunu yazar. 4 hane dolmadan kâğıda imza atılmaz.

Camlar bir sabah kamyonetten iniyor, usta ilk kanadı kaldırıyor ve bir şey oturmuyor: köşede parmak kalınlığında bir aralık kalıyor ya da üst profil tavana değmiyor. Kimse bağırmıyor; herkes aynı anda sözleşmeyi arıyor. En altta, gövde yazısından küçük bir puntoyla duran o cümle bulunuyor: «ölçü müşteriden alınmıştır». O tek satır, o ana kadar teknik olan tartışmayı bir anda hukuki bir tartışmaya çeviriyor, çünkü yanlış çıkan santimin bedelini kimin ödeyeceğini belirlediği varsayılıyor. Oysa o cümle tek başına ne kadar taşır, keşif günü elinize tutuşturulan kâğıt neyi kanıtlar ve hangi belge kimi korur — üçü de imza atılmadan önce, tek bir kâğıt üzerinde konuşulabilecek sorulardır. Aşağıdaki dört hane tam olarak o konuşmayı sıraya sokar.

Dört Hane Kuralı şeması: kim, ne, sapma ve sonuç hanelerinin ölçü tutanağında kapattığı sorular
Dört hane sırayla doldurulur; boş bırakılan hane, karşı tarafın hangi savunmayı yapacağını önceden belli eder.

Ölçü neden tek bir sayı değil, bir karardır?

Balkonun bir ölçüsü yoktur; balkonun ölçüleri vardır. Zemin ile tavan her noktada aynı kotta durmaz, parapet yüksekliği bir uçtan diğerine değişir, köşe dönüşü ve cephenin şakülden sapması ayrı ayrı okunur. Aynı açıklıktan iki farklı sayı çıkar; en dar nokta esas alınmazsa üretilen cam dar yere girmez.

Ölçünün karar olduğunu gösteren şema: bir açıklıkta çok sayı, esas alınan değer ve temperleme sonrası kilit
Üst, orta ve alt okuma aynı çıkmaz; esas alınan değer temperleme öncesinde kesinleştiği için hata yerinde onarılamaz.

Bu yüzden ölçü bir okuma değil, bir karardır: hangi değerin esas alınacağına biri karar verir ve o karar teknik riski de üstlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 471 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete) ölçüyü kimin alacağını yazmaz; yüklenicinin işi sadakat ve özenle, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin mesleki ve teknik kurallarına uygun biçimde yapmasını ister.

İkinci mekanizma maliyeti kilitler: temperlenmiş cam üretildikten sonra kesilemez, delinemez; tüm ölçü ve delik işleri temperleme öncesinde biter. Yani yanlış ölçünün yerinde düzeltme seçeneği yoktur, geriye yeniden üretim kalır. Bu işleyişi cam üreticilerinin teknik sayfalarında da okursunuz; oradan üretim mantığı alınır, «bizde ölçü hatası olmaz» cinsinden performans sözü alınmaz.

Ölçü kâğıdında hangi dört hane doldurulmalı?

Ölçü tartışmasını sonradan kazanan taraf, daha iyi hatırlayan değil, daha eksiksiz kâğıdı olan taraftır. Dört Hane Kuralı keşif gününde doldurulacak kâğıdı dört haneye ayırır ve sıra değişmez: kim hanesi, ne hanesi, sapma hanesi, sonuç hanesi. Dördü de dolmadan kâğıda imza atılmaz.

Kim hanesi, ölçüyü fiilen alan kişinin adını, tarihi ve kâğıdı kimin kalemiyle doldurduğunu yazar; belgenin başlığı da buraya aittir, çünkü «müşteri beyanı» başlıklı bir kâğıt ile «yüklenici ölçü tutanağı» başlıklı kâğıt sonradan farklı maddeleri çalıştırır. Ne hanesi, hangi noktaların ölçüldüğünü sayar: zemin, tavan, parapet, köşe dönüşü ve cephe sapması.

Sapma hanesi en çok atlanandır: yüklenicinin yapıda gördüğü aykırılıklar buraya yazılır. Türk Borçlar Kanunu madde 472 üçüncü fıkra (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete), iş sahibinin gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılırsa yüklenicinin bunu hemen bildirmek zorunda olduğunu, bildirmezse doğacak sonuçlardan sorumlu olacağını söyler. Sonuç hanesi ise yanlış ölçüde yeniden üretim ve ikinci montaj bedelinin kime ait olduğunu tek cümleyle bağlar.

Dört Hane Kuralı keşif gününde nasıl işler?

Keşif günü kurulacak cümle basittir: «Bu kâğıdı birlikte dolduralım, dört hanesi de yazılsın.» Karşı taraf sözleşmedeki matbu kaydı hatırlatırsa, o kaydın sınırı bellidir: Türk Borçlar Kanunu madde 476 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete), ayıp ancak yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın verilen talimattan doğmuşsa ya da başka bir sebeple ona yüklenebiliyorsa iş sahibine geçer.

Yani matbu bir satır tek başına «açıkça yapılmış ihtar» yerine geçmez. Tüketici sıfatıyla yaptırılan işte ikinci süzgeç şudur: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 5 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete), müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve dürüstlük kuralına aykırı dengesizlik yaratan şartı haksız şart sayar ve kesin hükümsüz kılar.

İki koşul birlikte arandığı için otomatik hükümsüzlük yoktur; olayına göre değerlendirilir. Pratik koz ise elinizdedir: Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik madde 5 (17/06/2014 tarihli, 29033 sayılı Resmî Gazete), bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini ispat yükünü sözleşmeyi düzenleyene verir. «Bu maddeyi benimle hangi cümleyle konuştuğunuzu yazılı verelim» cümlesi bu yüzden yerindedir.

Dört Hane Kuralı satır satır: her hane kâğıda ne yazdırır, hangi soruyu kapatır ve boş bırakıldığında hangi tartışma açık kalır.
Hane (sıra sabittir)Kâğıda ne yazılırHangi soruyu kapatırHane boş kalırsa ne olur
1. Kim hanesiÖlçüyü fiilen alan kişinin adı, tarih, kâğıdı hangi tarafın doldurduğu ve belgenin başlığıÖlçüyü kim aldı«Müşteri beyanı» mı «yüklenici tutanağı» mı olduğu sonradan tartışılır; ispat yükünün kimde olduğu belirsizleşir
2. Ne hanesiÖlçülen noktalar: zemin, tavan, parapet, köşe dönüşü, cephe sapması ve esas alınan değerlerHangi sayı nereden okunduGeriye tek bir en ve boy satırı kalır; eğrilik ile köşe farkları hiç konuşulmamış sayılır
3. Sapma hanesiYüklenicinin yapıda gördüğü aykırılıklar ve bunları iş sahibine bildirdiği tarihYerin durumu kime, ne zaman bildirildi«Balkon zaten eğriydi» savunmasının karşısına konacak tarihli kayıt bulunmaz
4. Sonuç hanesiÖlçü yanlış çıkarsa yeniden üretim ve ikinci montaj bedelinin kime ait olacağıHata çıkarsa kim öderFatura tartışması haftalara yayılır; balkon o süre boyunca açık kalır
Kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 471, 472, 476 ve 477 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete); 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 5, 15 ve 16 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete); Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik madde 5 (17/06/2014 tarihli, 29033 sayılı Resmî Gazete). Kapsam: tüketici sıfatıyla yaptırılan, ölçüye göre imalat ve montaj içeren işler; ticari ya da mesleki amaçla yaptırılan işlerde 6502 sayılı Kanun uygulanmaz.

Ölçü hatası çıkınca faturayı hangi kalemler belirler?

Ölçü hatasının bedeli tek kalemde toplanmaz; faturayı şişiren kalemler bellidir. Birinci kalem camın kendisidir: temperli cam kesilemediği için hata camda ise iş yeniden üretimdir, yani para üretim tarafında baştan bağlanır. Profil tarafında durum farklıdır; uzun gelen bir profil çoğu zaman kısaltılabilir, kısa gelen profil ise yeniden temin gerektirir.

İkinci ağır kalem sahaya ikinci kez çıkmaktır: ekibin yeniden gelmesi, sökülen conta ve fitillerin yenilenmesi, yüksek katta cepheye erişim için sepetli araç ya da iskele ihtiyacı. Bu kalem, hatanın büyüklüğünden çok binanın konumuna bağlıdır; aynı hata zemin katta küçük, sekizinci katta ağır sonuç doğurur.

Üçüncüsü kimin ödeyeceği tartışmasının kendisidir ve asıl pahalı kalem odur. Sonuç hanesi boş bırakılmış bir kâğıtla başlayan tartışma haftalara yayılır; balkon o süre boyunca açık kalır. Aşağıdaki «Karşı tarafın cevabı» tablosu, tutanağı doldurmayı istediğinizde karşınıza en sık çıkan dört cümleyi ve her birinin haklı olduğu yeri gösterir; itirazların çoğu kötü niyetten değil, farklı bir yerden bakmaktan doğar.

Karşı tarafın cevabı: ölçü tutanağını doldurmayı istediğinizde en sık duyulan dört itiraz, her birinin haklı olduğu yer ve verilecek karşılık.
Karşı tarafın cümlesiNe demek istiyorHaklı olduğu yerSizin karşılığınız
«Sözleşmede ölçü müşteriden alınmıştır yazıyor, imzaladınız.»Riskin en baştan size geçtiğini, konunun kapandığını söylüyorSözleşme gerçekten bağlayıcıdır; ölçüyü fiilen siz verdiyseniz Türk Borçlar Kanunu madde 476 tartışması gerçekten açılır ve her matbu kayıt kötü niyetle konmazAynı madde yalnız imzayı değil, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtarı da arar. «Bu maddeyi bana hangi cümleyle anlattığınızı birlikte yazalım» deyip kim hanesini doldurun
«Ölçüyü biz aldık ama balkonunuz gönyesinde değildi.»Hatanın yapıdan geldiğini, kendi işinde kusur bulunmadığını söylüyorYapı toleransları ölçüyü gerçekten kaydırır ve bu sapma yüklenicinin ürettiği bir kusur değildirTürk Borçlar Kanunu madde 472 üçüncü fıkra yerin ayıplı olduğu anlaşıldığında hemen bildirmeyi zorunlu kılar. «Bu sapmayı bana hangi tarihte bildirdiniz» sorusu sapma hanesine bakar
«Montaj günü tutanağı imzaladınız, teslim tamamdır.»Kabul beyanıyla sorumluluğun sona erdiğini söylüyorHukuken güçlü bir noktadır: madde 477 gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal edeni eseri kabul etmiş sayarAynı madde kasten gizlenen ayıplarda sorumluluğu sürdürür; ayrıca tutanağa çekince satırı yazdırıldıysa kabul örtülü sayılmaz
«Özel üretim, cayma hakkınız yok.»Siparişin geri dönüşsüz olduğunu, tartışmanın anlamsız olduğunu söylüyorDoğru: İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği ölçüye göre hazırlanan malları cayma hakkı dışında bırakırCayma hakkının kapanması ayıp haklarını kapatmaz; 6502 sayılı Kanun madde 15 seçimlik haklar ayrıca işler
Kaynak: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 472, 476 ve 477 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete); 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 15 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete); İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği madde 14 birinci fıkra (a) bendi (14/01/2015 tarihli, 29236 sayılı Resmî Gazete). Kapsam: tüketici sıfatıyla yaptırılan işler; ticari ya da mesleki amaçla yaptırılan işlerde tüketici mevzuatı uygulanmaz.

Ustanın gözü: montaj günü hangi imza her şeyi değiştirir?

Sezgiye aykırı gerçek şu: ölçü tartışmasını çoğu zaman ölçü günü değil, montaj günü kaybedersiniz. Türk Borçlar Kanunu madde 477 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete), iş sahibi gözden geçirmeyi ve bildirimi ihmal ederse eserin kabul edilmiş sayılacağını, kabulden sonra yüklenicinin sorumluluktan kurtulduğunu söyler. «Her şey tamam» yazan tutanak bu kabulün imzasıdır.

Montaj günü karar akışı: tutanağa çekince satırı yazdırmak ile «her şey tamam» imzasının sonuçları
Çekince satırı kabulü örtülü olmaktan çıkarır; satır yoksa gözden geçirme ve bildirim ihmali eseri kabul edilmiş sayar.

Nasıl anlarsınız? Kanatları tek tek sürün, köşelerde ışık sızıyor mu bakın. Bilmemenin bedeli aynı maddenin ikinci yüzüdür: sonradan çıkan ayıbı gecikmeksizin bildirmezseniz eser yine kabul edilmiş sayılır.

Doğru hamle tutanağa çekince satırı yazdırmaktır: «Sağ köşede boşluk kaldı, bu kalem açıktır» satırı kabulü örtülü olmaktan çıkarır; aynı madde kasten gizlenen ayıplarda sorumluluğu sürdürür.

Kural nerede kırılır: Dört Hane Kuralı, işi ticari ya da mesleki amaçla yaptıranda zayıflar. Alıcı tüketici değilse 6502 sayılı Kanun uygulanmaz; haksız şart denetimi ve hakem heyeti yolu düşer, geriye eser sözleşmesi hükümleri kalır. Orada matbu sorumsuzluk kaydının tavanını Türk Borçlar Kanunu madde 115 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete) çizer: ağır kusurdan sorumsuzluk için önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

İlgili rehberler

Sık sorulanlar

Sözleşmede «ölçü müşteriden alınmıştır» yazıyor; hakkım bitti mi?

Bitmez, ama işiniz zorlaşır. Türk Borçlar Kanunu madde 476 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete) iş sahibini sorumlu tutmak için imzayı değil, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtarı arar; matbu bir satır tek başına o ihtar değildir. İmza atılmışsa bugün yapılacak iş şudur: sözleşme nüshanızı, ölçü kâğıdını ve keşif fotoğraflarını yan yana koyun, sonra kim, ne, sapma ve sonuç hanelerinden hangisinin boş kaldığını işaretleyin. Boş kalan hane, karşı tarafın hangi savunmayı yapacağını önceden gösterir. Dört Hane Kuralı imzadan önce doldurulmak içindir; sonrasında ise nerede durduğunuzu okumanızı sağlar.

Ölçüyü firma aldı ama balkonum düzgün değilmiş; bu onları kurtarır mı?

Yapı toleransları gerçekten ölçüyü kaydırır ve bu, yüklenicinin ürettiği bir kusur değildir; itirazın haklı tarafı burasıdır. Belirleyici olan sapmanın varlığı değil, ne zaman bildirildiğidir. Türk Borçlar Kanunu madde 472 üçüncü fıkra (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete), iş sahibinin gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılırsa yüklenicinin durumu hemen bildirmesini ister; bildirmezse doğacak sonuçlardan sorumlu tutar. Elinizde bildirim yoksa tarihli kaydı bugün oluşturun: keşif fotoğraflarını ve ölçü kâğıdının fotoğrafını gönderip «bu sapmayı bana hangi tarihte bildirdiniz» diye yazılı sorun. Gelen cevap da kayıt olur.

Ölçü yanlış çıktı; firma camı ücretsiz değiştirmek zorunda mı?

Koşulsuz böyle bir yükümlülük yok; hakkınız, ayıbın kime yüklendiğine göre doğar. Tüketici sıfatıyla yaptırdığınız işte 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 15 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete) dört seçimlik hak verir: hizmetin yeniden görülmesi, ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımı, ayıp oranında bedelden indirim ya da sözleşmeden dönme. Seçim sizindir. Ama bu hakların çalışması için ayıbın yükleniciye yüklenebilmesi gerekir; ölçü kâğıdının başlığı, hangi tarafın doldurduğu ve sapma satırının yazılıp yazılmadığı tam burada belirleyici olur.

Ölçü hatası için ne kadar süre içinde hak arayabilirim?

Tek bir sayı vermek doğru olmaz, çünkü süre işin nitelendirilmesine bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu madde 478 (04/02/2011 tarihli, 27836 sayılı Resmî Gazete) ayıplı eser davalarını teslimden itibaren taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yıl, taşınmaz yapılarda beş yıl, yüklenicinin ağır kusuru varsa eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yıl geçmekle zamanaşımına uğratır; cam balkonun hangi kümeye gireceği tartışmalıdır. Tüketici ilişkisinde ise 6502 sayılı Kanun madde 16 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete) ayıplı hizmet sorumluluğunu iki yıllık zamanaşımına bağlar. Kısacası beklemek her ihtimalde pahalıdır.

Ölçü evde alındı ve orada imzaladım; on dört gün içinde cayabilir miyim?

Çoğu zaman hayır. İş Yeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği madde 8 (14/01/2015 tarihli, 29236 sayılı Resmî Gazete) on dört günlük cayma hakkı tanır, ancak aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesi birinci fıkrasının (a) bendi tüketicinin istekleri veya kişisel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan malları bu hakkın dışında bırakır; ölçüye göre üretilen cam balkon tipik olarak bu istisnaya girer. Buna karşılık 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 4 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete), sözleşmenin en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılır ve okunabilir biçimde düzenlenmesini ve bir nüshasının size verilmesini zorunlu kılar; nüshanız yoksa eksik sizin tarafınızda değildir. Cayma hakkının kapanması, ayıp haklarınızı kapatmaz.

Anlaşamazsak nereye başvuracağım?

Tüketici sıfatıyla yaptırdığınız işte yol, uyuşmazlığın değerine göre ayrılır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 68 (28/11/2013 tarihli, 28835 sayılı Resmî Gazete) belirli bir parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda il veya ilçe tüketici hakem heyetine başvurmayı zorunlu tutar; üzerindekiler tüketici mahkemesine gider. Bu sınır sabit değildir, her yıl yeniden değerleme oranıyla artırılır ve Ticaret Bakanlığının Resmî Gazete'de yayımlanan tebliğiyle duyurulur; başvurudan önce yürürlükteki tebliğe bakın. Söz konusu eşik bir ürün bedeli değil, yalnızca hangi kapıya gideceğinizi belirleyen sınırdır. Hangi yola giderseniz gidin dosyanız aynıdır: ölçü kâğıdı, keşif fotoğrafları, sözleşme nüshası ve yazışmalar. Belge yoksa buradaki maddelerin hiçbiri pratikte devreye giremez.

Ölçünüze göre sistem, ayak yerleşimi ve fiyat bandı için pergola rehberinden devam edin.

Pergola Rehberi